Ağaca, kuşa, yıldızlara o köşedeki dilenciye aitiz



Translate

Sayfalar

17 Mart 2025 Pazartesi

Çalışkanlık-hata-eleştiri döngüsü (Liderlik ve Hataların Kaçınılmazlığı)

'Bir insan ne kadar çalışkansa, yaptığı yanlış yüzdesi de o oranda çoktur. Onun için tembellerden daha çok azar işitirler'' 
                                                           ˢᵉᵈᵃ ᴾᴱᴷᴳÖᶻ
                                         

Bu söz, çalışkanlık ile hata yapma olasılığı arasındaki ilişkiyi ve bunun sosyal sonuçlarını ele alan bir gözlem.. Temel fikir, bir insanın ne kadar çok çaba harcarsa, hata yapma ihtimalinin de o kadar artacağı yönünde. 

Şimdi bunu biraz açalım:
Çalışkan bir insan, daha fazla iş üretir, daha çok sorumluluk alır ve dolayısıyla daha fazla karar verme sürecine dahil olur. Bu yoğun tempo ve çeşitlilik, doğal olarak hata yapma riskini artırır. Örneğin, bir günde 10 görev tamamlayan biri, sadece 1 görev yapan birine kıyasla hata yapma olasılığıyla daha çok karşı karşıyadır. Hatalar, genellikle eylemsizlikten değil, aksiyon almaktan doğar. Tembel olarak nitelendirilen kişiler ise daha az iş yaptıkları için hata yapma şansları da azalır; çünkü risk alacakları veya deneyecekleri durumlar sınırlıdır.
 
 Çaba harcayanlar, üretkenlikleri yüzünden daha çok göz önünde olur ve hataları da daha görünür hale gelir. Oysa tembel biri, az iş yaptığı için hem hata yapma şansı azdır hem de eleştiri alacak bir zemin pek oluşturmaz. Toplumda veya iş ortamında, çalışkanların hataları daha çok göze batarken, tembellerin pasifliği bazen fark edilmez bile.
Bu  aynı zamanda bir tür adaletsizliktir. Çalışkanlık övülse de, bu çabanın getirdiği hatalar nedeniyle azarlanmak, motivasyonu zedeleyebilir. Öte yandan, tembelliğin "cezadan kaçma" gibi bir avantaja dönüşmesi olasıdır. Bu ironik durumun çatışkı yaratmaması için çaba ile hoşgörü arasında bir denge kurulması gerekir.
 



Çalışkanlık ve hata yapma arasındaki bu ilişkiyi tarihten  örneklerle desteklemek mümkün.  Edison’un ampulü icat ederken yaşadığı binlerce başarısızlık, çalışkanlığın hata olmadan olmadığını kanıtlar.



Kişi hatalardan ders çıkarma ve bu eleştirileri avantaja çevirme yetisine sahipse belki de eleştiriyi aşan suçlamalara karşı atacağı yeni adımlar insanı hayrete düşürecek başarıyı getirebilir. 

Ülkeyi yönetmeye talip olmuş devlet adamlarını düşünelim: Kimi devletin başına geçince hiç bir şey yapmaz bir deyimle 'havanda su döver' zaman geçirir, ülkesini kalkındıracak bir adım atmaz. Kimi ise tam bir liderdir; geçmişten gelen karanlık örtüleri korkusuzca kaldırır, riskler alır altlarını temizleyecek tüm yöntemleri dener. Arada hata da yapar ve ağır suçlamalara maruz kalır. Yine yılmaz. Çünkü ne yaptığını biliyordur ve ülkesinin geleceği önemlidir.


Ülkeyi yöneten bir lider, sürekli karar almak zorunda olduğu için hem başarıları hem de hatalarıyla çok daha fazla göz önünde oluyor. Bu da çalışkanlık-hata-eleştiri döngüsünü mükemmel bir şekilde örneklendiriyor. 
Bir lider düşünün;  bir krizi çözmek için radikal bir karar alır, ancak beklenmedik bir yan etkiyle karşılaşır. Eleştiriler yağmur gibi yağar, ama o, bu hatayı analiz eder, yeni bir strateji geliştirir ve ülkesini daha güçlü bir konuma taşır. İşte liderlik budur: Hata yapmaktan korkmamak, ama hatayla durmamak.
Başarı, hata yapmasına rağmen devam etmektir,

 Pasif liderler, eleştiriden kaçarken ülkeyi yerinde saydırır. Aktif liderler ise hatalarıyla yüzleşmek pahasına ilerleme için uğraşır. 
Bu, aslında sadece liderlik için değil, genel olarak hayatta da geçerli bir durum: Bir şeyleri değiştirmek isteyenler, eleştiriyi göze almak zorunda. Diğer ifadeyle, "tembellerden daha çok azar işitirler," ama bu azar, onların bir şeyleri başarmaya çalıştığının da kanıtıdır.

Ayrıca, "karanlık örtüleri kaldırmak" ve "altlarını temizleme" ye soyunmak liderin reformcu bir ruha sahip olduğunu gösterir. Bu, toplumun geçmişten gelen rahatsız edici gerçeklerle yüzleşmesi gerektirdiği için ekstra bir cesaret istiyor. Eleştiriler ve suçlamalar, belki de bu yüzleşmenin bir yan ürünü.

Liderin başarısı hata yapmamasında değil, "hata yapmasına rağmen devam etmesinde" yatar. Bu durum, liderliğin bir dayanıklılık testi olduğunu da gösteriyor. Hatalar, bir liderin zayıflığı değil, insanlığının ve cesaretinin bir göstergesidir. Ve bu hataların altında ezilmek yerine, onları bir basamak olarak kullanabilmesidir.


Sonuç olarak: Hata yapmak, aktif ve üretken bir yaşamın kaçınılmaz bir parçasıdır. Çalışkanlık, beraberinde başarıyı getirse de, kusursuzluk garantisi vermez. Eleştirilerle başa çıkmak da bu sürecin bir parçasıdır. Tembellik ise belki eleştiriden korur, ama aynı zamanda gelişimden de uzak tutar.


Toplumun çalışkanlara ve tembellere karşı tutumunu psikolojik veya sosyolojik bir açıdan ele almaya da çok ihtiyacımız var..

Toplum neden çalışkanları hem över hem cezalandırır?
Özgün İçerik : Deneme,Makale,Öykü, Sosyal içerik

3 yorum:

  1. Siz bu metni yazarken aklınızda bir lider ya da olay var mıydı? Eğer varsa, bunu biraz daha açarak yazıya eklemek, okuyucuya daha somut bir bağ kurma şansı verebilir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Size hak veriyorum. Yine de tamamen genel bir gözlem olarak bırakmayı tercih ederim:)

      Sil
  2. ele aldığınız konuyu farklı katmanlarıyla çok güzel işlemişsiniz

    YanıtlaSil

@Mi_DeliMiDeli

@Mi_DeliMiDeli
DeliMiDeli @Mi_DeliMiDeli