Ağaca, kuşa, yıldızlara o köşedeki dilenciye aitiz



Translate

Sayfalar

İzleyiciler

2 Ocak 2026 Cuma

Her şey sürecini tamamlayınca olması gereken yere dönüyor/gidiyor

Şu sıralar hepimiz bir tür ayrışma dalgasının içinde yüzüyoruz gibi hissediyorum. Bu, eskiden “sonsuza kadar” dediğimiz şeylerin yavaş yavaş soluklaşması, bazı bağların kendiliğinden gevşemesi, hatta kopması demek. Birinin yanında otururken içinizin daralması, enerjinizin birden yere çakılması, sürekli “doğru mu anlaşıldım” diye kendinizi açıklamaya çalışmanız… Bunlar artık sadece “kötü gün” değil; çoğu zaman o ilişkinin, o bağın raf ömrünün bittiğine dair bedenin verdiği en dürüst sinyaller.
Ve ilginç olan şu: Bu ayrışmanın tam karşısında, başka bir buluşma alanı açılıyor. Sanki evren “artık eski kalıplarla devam edemezsin” derken, aynı anda “gel, asıl aileni hatırlamanın vakti” diye fısıldıyor. Buradaki “aile” kan bağıyla, aynı evde büyümekle ya da ortak anılarla tanımlanan bir şey değil. Daha çok, ruhun tanıdık geldiği, yanında maske takmaya gerek duymadığı, sessizce anlaşıldığı bir titreşim. Bazıları buna ruhsal aile diyor, bazıları galaktik aile, bazıları da sadece “evden gelenler”… İsim önemli değil aslında; önemli olan o karşılaşma anında hissettiğin “aa, seni bekliyordum” hissi.




Bu süreçte en çok yaptığımız hata, her şeyi hemen etiketlemeye, anlamlandırmaya, kutuya koymaya çalışmak. “Bu ruh eşi mi, ikiz alev mi, yoksa sadece bir ders miydi?” diye sorguladıkça daha çok yoruluyoruz. Oysa yeni dönemin dili bu değil. Yeni dilde bağlar zorla tutulmuyor, zorla koparılmıyor da. Geldikleri gibi akıyorlar. Sen hazır olduğunda, frekansın onlara uyduğunda, bir şekilde yollarınız kesişiyor. Hazır değilsen, en fazla yanından geçip gidiyorlar — fark etmeden ya da hafif bir “bir şey unuttum gibi” hissi bırakarak.Bence asıl özgürlük burada başlıyor: Kendini zorlamamayı öğrenmek. Bir bağ seni beslemiyorsa, onu “kurtarmaya” çalışmayı bırakmak. Bir insan seni sürekli yoruyorsa, onu “anlamaya” çalışmayı bir kenara koymak. Çünkü az insanla, ama net ve temiz bir temas… İşte bu, gerçekten doyurucu olanı. Kalabalıkta kaybolmak yerine, birkaç kişinin yanında gerçekten “evde” hissetmek.
Belki de bu ayrışma dönemi, aslında bir eve dönüş hazırlığı. Eski bağları nazikçe bırakırken, aynı anda asıl ait olduğun frekansa yer açıyoruz. Ve o yer açıldığında, bir bakmışsın karşında biri var — belki hiç tanışmadığın bir yüz, belki yıllardır tanıdığın ama şimdi bambaşka görünen biri — ve konuşmadan, açıklamadan, sadece durarak anlıyorsunuz birbirinizi.
Bu yeni dünyanın ilişki dili sessiz, sade ve çok samimi:
“Sen buradaysan, ben de buradayım. Gerektiği kadar konuşuruz. Gerektiği kadar susarız. Ama ikimiz de biliriz ki, bu bağ etiketlenmeyi, kontrol edilmeyi istemez. Sadece yaşanmayı ister.”

Şu an tam da o yaşanma vaktindeyiz. Zorlamadan, acele etmeden, sadece hazır olduğumuz kadarına izin vererek.


Özgün İçerik : Deneme,Makale,Öykü, Sosyal içerik

1 yorum:

  1. Senin uzaklaşman, onun da kendi sürecinde bir sonraki adıma yer açması anlamına geliyor. Zorla tutulmuş bir bağ, kimseye hizmet etmiyor — ne sana, ne ona.

    YanıtlaSil

Okuduklarının sende en çok yankılanan kısım ne, ya da kendi deneyimlerinle nasıl bağ kuruyorsun? Yorumlarda paylaşır mısın ? :)

@Mi_DeliMiDeli

@Mi_DeliMiDeli

@Mi_DeliMiDeli
DeliMiDeli @Mi_DeliMiDeli